#002 En Önemli Liderlik İlkesi Nedir?

Photo by Jehyun Sung on Unsplash

Merhaba, hoş geldiniz. İkinci bölümdeyiz. İnanç ben. Geçen bölümde bir sahne canlandırmıştım zihninizde, ürkütücü bir sahne. İkinci kısmı özellikle ürkütücü olan bir sahne yani geç işaret sahnesi, fatura kuyruğunda “acaba bu hayatı ben böyle yaşamasam daha mı iyi olurdu” sahnesi. Bu sahneyi umarım bolca düşünmüşsünüzdür. Ben de her söylediğimde tekrar ürkerek hatırlıyorum bu sahneyi. Sonra da işte hayal kurma üzerine konuştuk ve düşündük. İnsanın önce kendini hayal kurabilir hale getirmesi gerekiyor. Yapması gereken ilk işlerden bir tanesi bu yani kendi üstüne çalışması gerekiyor, kendini geliştirmesi, öğrenmesi gerekiyor. Kendisiyle ilgili, kendi koyduğu bir takım haksız sınırları ortadan kaldırması gerekiyor. Sonra da bir liderlik ilkesinden bahsedeceğimi söylemiştim. Yaklaşık 14-15 sene oldu yetişkin eğitimiyle uğraşmaya başlayalı. İnsanlar üzerinde çok hızlı sonuç aldığını gördüğüm bir ilke bu. Liderlik konusuna benim nasıl baktığımı da bu ilkeyi paylaşınca görmüş olacaksınız. Liderin benim açımdan bir kurum yönetmesi, bir kurum içerisinde olması gerekmiyor. İnsan kendi hayatı açısından, kendi hayatı içerisinde lider olabilir, liderliği böyle görüyorum ben. Bu ilkeyi paylaşacağım birazdan.
70’li yıllarda, 71-72 olabilir, ortaya atılmış bir ilke bu: Denetim odağı İlkesi. Sonra liderlik teorisi tabii ki çalışılmaya devam edilmiş. Üzerine bir sürü başka şey eklenmiş. Ama bana sorarsanız tek bir ilkeyle başlamak gerekecek olsa, ben liderlikle ilgili bir insana tek bir ilke önerecek olsam, öğretmeye çalışacak olsam bu ilkeyi öğretirim. Benim de yaşamımda çok uygulamaya çalıştığım bir ilkedir. Ve güzel tarafı da şudur, hemen hızlıca öğrenilebilir. Yani bu podcast’i dinledikten sonra, benim anlattığım ilkeye ikna olursanız ve hayatınıza geçirme kararı alırsanız, o andan itibaren hayatınız başka türlü olacaktır. Bunu garanti edebilirim size. İlke şunu söyler: Liderlerin denetim odakları, kontrol odakları içsel, lider olmayanların denetim odakları, kontrol odakları yani, dışsal. Böyle kuru terimlerle anlatmayayım ben bunu, bir örnekle anlatayım. Eğitimlerimde de çok kullandığım bir örnektir. Diyelim ki, bir ürününüz var, bu ürünü pazarlamak istiyorsunuz. Bir ekip kurdunuz, ekibin başına bir yönetici getirdiniz ve yöneticiye diyorsunuz ki bu ekiple birlikte, bu ürünü, altı ay boyunca şu kadar bütçeyle pazarlama projesi haline getirin ve pazarlayın diyorsunuz. Sonra bırakıyorsunuz ekibi kendi haline. Altı ay sonra batıyorlar, ekibi yöneten kişiyi yanınıza çağırıp soruyorsunuz: “Ne oldu, niye battık” diye. Merak ediyorsunuz çünkü, ben de olsam merak ederim bu arada. Yönetici eğer, yöneten kişi size şunları söylüyorsa, “ekibin motivasyonu düşüktü, ürün pazara uygun bir ürün değildi, zaman kısıtlıydı, bütçe kısıtlıydı” diyorsa, bu söylediği şeyler tamamı doğru bile olsa, işin ilginç tarafı bu kişi haklı bile olsa, bu bizi kurtarmıyor. Nedir bu söylediği şeyler, kendi dışındaki birtakım faktörlerdir. Bu kişinin denetim odağı dışsal. Hemen o kişiyle ilişkinizi bitirmeniz gerekir, çünkü bu kişi öğrenemez, öğrenmez, değişmez, dönüştürmez; bu fikrini değiştirmezse tabi ki. Eğer kişi size şöyle konuşuyorsa: Ekibin zaman zaman motivasyonu düştü ama ben nasıl çıkaracağımı bilemedim, zamanı iyi yönettiğimizi düşünmüyorum, bütçeyi de iyi yönetmedik, ürünün öne çıkarılması gereken özelliklerini de iyi tespit ettiğimizi düşünmüyorum ama bundan sonra daha iyi yapacağız” diyorsa, kişinin kurduğu tüm cümleler başarısızlık cümleleri bile olsa, nedir bu söylediği faktörler? Kendi dışındaki birtakım dışsal faktörler değildir, kendisiyle ilgili faktörlerdir. Bu kişinin odağı, denetim odağı içseldir. Bu kişi değişebilir, dönüşebilir, öğrenebilir ve daha iyi hale gelebilir. O kişiyle ilişkinizi sürdürmeniz gerekir. Bu kadar basit.

Devamını podcast’te dinleyebilirsiniz.

Bölümde adı geçenler:

Organize İşler
Yılmaz Erdoğan
Tolga Çevik
Özgü Namal

You may also like

Leave a comment